AB İLE MÜZAKERELER

AB İLE MÜZAKERELER

1- Medeniyeti: Bir millet veya topluluğun, hayat tarzı, bilgi seviyesi, sanat gücü, kültürü, dini, maddi-manevi varlığı ile ilgili değerler bütünü olarak tarif edersek, başka bir medeniyetle ittifak etmesi fiziken mümkün olurmu ?
2- Tamamen farklı kültür ve inançları temsileden unsurların bir medeniyetin çatısı altında ittifak etmesinden melez bir toplum doğar ki, o taktirde medeniyetler ittifakı yerine medeniyetler “iltihakı” demek daha doğru olmazmı? Bu iki sorunun da cevabını bulacağınız bir yazı okuyacaksınız…

Devamını oku

T.C. KURAN DEĞERLER.

Fransiz devriminden sonra batının emperyalist ve savaşcı ihtiraslarını sürekli canlı tutmasıyla birlikte bu olumsuz şartlardan direkt etkilenen Türkler hiç vakit kaybetmeden direnişçi guruplar oluşturdular. Henüz Mustafa Kemal ortaya çıkmazdan önce istihlas-ı  vatan ve redd-i ilhak gibi örgütler kurdular. Kurulan bu örgütler irade-i milli kavramıyla kendi kaderini kendilerinin belirlemesi, yani “self-determinasyon“ konusunda ısrarlı tutumlarıyla, Türklerin bu konuda ki kararlılığını göstermesi bakımından önemli oluşumlardır.

Devamını oku

Anayasal, Sosyal Hukuk Devleti…

Mevcut sol halka umut vaadeden sosyal, kültürel ve ekonomik alanda sorunları çözecek politikalar üretemediği için, aşırı devletçilik zihniyetine yönelerek, statükoyu korumaya calışmakta. Daha da kötüsü demokrasiyi kesintiye uğratan ihtilal tellallığı yapacak kadar yanlışlara yönelmekte.

Demokratik rejimlerde egemenlik kayıtsız şartsız millet adına kayıtlı olmakla birlikte, kullanma yetkisi halkın rızasına bağlı olarak siyasi oteriteye aittir.

Devamını oku

Seçme, Seçilme Hakkı ve Siyasi Katılım.

Bana göre demokratik rejimleri vazgeçilmez kılan en önemli unsur seçme ve seçilme hakkıdır. Siyasi katılım seçme ve seçilme haklarınızı kullanarak sağlanır. Sözkonusu haklar bir nimetse bize düşen sadece ilan edilen tarihte seçim sandığına giderek oy kullanma zahmetine katlanmak olacak.
Son zamanlarda Avrupalı Türkler olarak içerisinde yaşadığımız ülkelerde yıldırma ve baskı amaçlı politikalara muhatap olmaktayız. İnsan hakları alanında ve kazanılmış haklarımızın kaybedilmesi gibi, kaygı verici gelişmelerle karşı karşıyayız.

Devamını oku

Yerel Yönetimler ve Merkezileşen Devlet Oteritesi.

Yerel seçim sürecinin işlemesiyle birlikte ve bir çok kimsenin Türkiye deki siyasi gelişmelere odaklandığı bir ortamın aksine, Hollandanın siyasi gündemine giren semt belediyelerinin demokratik olmayan bir temaülle yetki ve görev alanlarının daraltılmasını irdelemek istiyorum.
İnsanoğlu toplumsal hayata geçiş sürecinde oluşturduğu siyasi yapıya “devlet” adını vermiş. Yani devleti toplum ve toplumlararsı işikileri düzenleyen bir kurum ve teşkilat olarak tarif etmiş.

Devamını oku

İnsani değerler ve kişi hakları.

İnsanlar doğuştan bazı hak ve hürriyetlere sahip olarak doğarlar. İnsanın doğuştan elde ettiğ bu haklara müdahale edilemeyeceği günümüze kadar savunula gelmiştir. İnsanların toplum hayatına geçmeden önce, tam ve mutlak bir hürriyete sahip oarak yaşadıkları kabul edildiği için bu tez kuvvetle savunulmuştur.

İnsanlık önceleri tabiat halinde yaşarken, daha sonraları toplu yaşama zaruriyeti duyarak, aralarında bir sözleşmeyle, toplum hayatına geçiş sürecinde siyasi yapıyı, “devleti” meydana getirmişlerdir.

Devamını oku

Arupa kimliğini arıyor

Son günlerde Avrupa’da yaşayan yabancı ve müslümanlar adına oluşan olumsuz hava, yeni bir tartışmayı, Avrupa ulusalcılığı tartışmasını gündeme taşıdı. AB içinde Alman İngiliz Fransız Hollandalı vs kimliklerin yok sayılamayacağı üzrinde durularak ulusal kimliklerin inkarının sözkonusu olamyacığı tartışılıyor.

Avrupa laikleri ve katoliklerinin İslam fobisinden kaynaklanan gerekçeyle müslumanlara karşı ortak tavır aldıklarına şahit olmaktayız.

Devamını oku

Lobi mi, Fobi mi ?

Biz Türkler, son birkaçyıl, özellikle son üç dört ay içerisinde şiddetini artırarak devam eden, neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde Türkiye ve Türkler aleyhinde oluşturulmaya çalışılan korkulara dayalı negatif algı ve manipülasyonlarla mücadelede lobicilik anlamında sınıfta kaldık. Yaşadığımız ülkelerin bir iç güvenlik meselesi olarak görüp değerlendirdiği, fakat bizim açımızdan toplumsal gazı almaktan başka bir işe yaramayan, al bayrağını bilmem ne meydanına gel diye yaptığımız miting ve gösterileri en önemli lobicilik faaliyeti sandık. Avrupa tarihinde Hitlerden sonra, en kalabalık salon toplantısı ve mitingler yapmayı marifetten saydık.

Devamını oku